26. Ekim.
Gülhis'de keyifli bir kahvaltıdan sonra. E-bebek ve Migros alışverişlerini hızla yapıp eve geldik. Farkında olmadan epey bir vakit geçirmişiz. Serkan aşağıya inip arabayı toparlarken ben de hızla üstümü değiştirip Çağla'nın karnını doyurmayı planlıyordum. O güne kadar yaptığımız gibi Çağla'yı koltuğun köşe kısmına yerleştirdim ve içeri gittim. Her şey 5 dakika içinde oldu.
Bir sessizlik, ben salona koştum, bir "TAOKK" sesi ve Çağla'nın ağlaması.
Kızım koltuktan düştü. Onu öyle yerde sırt üstü yatar görünce başımdan aşağa kaynar sular döküldü sanki ve elim ayağım titredi. Serkan yukarı çıkana kardar ;Canım kızım ağladı, ben ağladım... Allaha şükürler olsun ki bir şey olmadı.
Ben çook şey öğrendim. O gün itibariyle yere iki kat bir yorgan serdik. Artık Çağla yerde oynuyor. Vee ana kucağı , bebek arabası , mama sandalyesi ..hepsine oturur oturmaz emniyeti için kemerleri bağlıyoruz.
Aman dikkat düşüreceğimi hiç tahmin etmezken, o kadar yol alamaz derken her şey bir anda oluveriyor.