30 Kasım 2009 Pazartesi

BAYRAM (SONRASI) TEMİZLİĞİ






Kurban Bayramı için farklı bir plan yaptık bu sefer. İzmir'e "Tiğze"nin evine geldik. Hep birlikte harika geçirdik bu kısa vakti.
İzmir Doğal Yaşam PArkını ziyaret ettik ikinci gün. Çağla Geyikleri, filleri ve çeşit çeşit kuşları yakından gördü. Geyik Çağla'ya " aaaa " dedi.
Üçüncü günü koca dedeyi ziyarete gittik, akşam koca teyze bize enfes sura ve mezeler ikram etti. "Damar aradık" e bulduk tabii:-) Çağla ve Defne "Nin nin (Tin Tin tinimini hanım)" şarkısında göbekler attı.
Dördüncü günü sabahı kahvaltı sonrası Çağla anneannesinin elinden kaptığı elektrik süpürgesiyle bütün evi temizledi, öyle yoruldu öyle terledi ki. Üstü başı değiştirilip "mimim" yapınca da mışıl mışıl uykulara daldı:-)

Bayram sonrası temizliği Çağla'dan oldu bu sefer:-)

11 Kasım 2009 Çarşamba

ŞARKILAR SÖYLEYEN YAVRUKUŞ

Yavrukuşumun ilk şarkısını not etmeliyim. Müthiş keyifleniyorum o şarkısını bir keyifle mırıldanırken.

"DOO DOO DOOOOOOOOO, DO DO DOOOOOO" şeklinde akıp gidiyor...

ZENCEFİL KOKUSU

Bugün evi miss gibi zencefil kokuları sardı. Önce Küçükkuşum uyurken içtiğim taze zencefil çayının kokusu sonra da yaptığımız panda ve yarım ay desenli zencefil kurabiyelerinin kokusu.
İlk kurabiye denememiz tahminimden çok daha başarılıydı, pek heveslendim. İlk işim yeni kurabiye kalıpları edinmek. Bir yandan Çağla ona verdiğim hamurun yarısını yiyip yarısıyla oynarken:-), bir yandan da anne fırını ısıtıp mis kokulu kurabiyeler yapacak...

Ayy bayıldım bu işe.

Bir aksilik olmazsa Dayı ve Sevgili Teyzeciğimi ziyaret edeceğimiz haftasonu için de aklımda olan bir tarif var onu da Cuma günü keyifle deneyeceğim.

Ben bu işi yapmak mutlu olacağım da bana bir ortak lazım:-)

10 Kasım 2009 Salı

BUGÜN

Tam 09:05 de apartman kapısının önündeydik yavrukuş ile. Sirenler çalıp ben yıllardır ilk kez Ata için açık havada saygı duruşunda dururken yalnız değildim. Kızıma da anlattım Atatürk'ü bir iki cümleyle, o da anlar ciddiyette bakışlarla dinledi beni.

Bir Atatürk çocuğu yetiştirebilmek dileğiyle güne başladım.

Soluğu Oya cığımın lezzetli yöresel lezzetlerle bezenmiş kahvaltı masasında aldık. TAdı hala damağımda.

Bu foto da günün özeti olsun:-)

KENDİNİ İFADE ETMEK

Ay ay ay ne çok konu var aklımda iki satır yazıyim da unutulması atlanmasın dediğim(tembellik hatta rehavet döneminden kalma).

Şunu söylemeliyim ki kendini ifade etmek hele ki bunu yazıyla yapmak ne memnun edici ne mutluluk verici şey. Yazdığın an bir keyif ve sonra ki bir vakitte geri dönüp bunları okumak o anlara geri dönmek başka bir keyif. Evet yazvru kuşa hatıralar bırakmak birinci amacım bu blog işinde , itiraf etmeliyim ki bu kendini ifade etme konusu da bir ikincil amaç.

Ohhhh mutlu oldum.

AYAKKABI SEVDASI SEVDALISI

Nasıl başladı, nereden esinlendi, kime özendi bilinmez ama oldu bir kere. Çağla bir ayakkabı, daha doğrusu ayağa giyilenler tutkulusu oldu çıktı.
Evde en sık yapılan şey çorap çekmecesinin karıştırılıp yeni yeni ve yine yeni bir çift çorabın giyilip çıkarılması oluyor, her giyilen çoraba bir sağdan bir soldan bakılıyor ve tahminimce çok beğeniliyor.
Ayakkabı mağazalarında iş tümüyle bir komedi, kendi ayak numarasında olması şart değil, renkli olması bile her zaman tek kural değil. bir ya da bazen daha çok çift beğeniliyor giyiliyor ve çıkartılması için de bin bir numara ile ikna ediliyor.
Anası da ayakkabı sever bu küçük kuzunun ama Çağla'nın ki bir tutku:-)