Bu sahneyi hatirlar gibiyim. Bu ikinci deneyimimiz benim icin nedense cok heyecan ve endise verici oldu. Sabah biraz jetlag biraz da heyecanin etkisiyle anne yine 06:00 da uyandi, lunchbox hazirladi, kahvaltiyi hazirladi ve 07:30 da minik kusu uyandirdi. Keyifle gittik okula, Cagla yi sinifa teslim edip biraz kameradan izledim; komutlara kafa sallayarak cevap vererek icsel iletisimini kurmayi basardi. Bir kac sefer ayrilip tekrar geri geldim. Her adimda yeni arkadas ve ogretmenlerini oncelikle izliyor ve biraz biraz keyif almaya calisiyordu Cagla. Neyse 15:40 gibi uykudan uyanirken gelip aliyim ilk gun dedim ama karsilastigim seye sasirdim ve cok da mutlu oldum, Cagla benimle ayrilmak istemedi. İste bu. Anne ne kadar soru isareti ve endise tasidiysa sanki beni rahatlatmak istercesine gercekten istemedi. Bekledim 10- 15 dakika ama yok degisen bir sey olmadi, haydi ben tekrar ayrildim Cagla yi 18:00 civari almak uzere...
Toplam 5 kere gidip gelmisim ilk gun... Tum yorgunluguma degdi, cok sukur iyi bİr ilk gun gecirdik.
PS:
-Ogretmenler Ms. Rupali , Ms. Kethrine,
- Uykuya ayakkabilarla gidiliyor,
- Lunchboxlari kendileri acip basbayaga kendileri yiyorlar,
- Tuvalette kendi kendilerini temizliyorlar???
Ve daha bi dolu yeni mevzular.........
29 Kasım 2011 Salı
28 Kasım 2011 Pazartesi
HUNİNİN DAR AĞZI
Gazete arsivlerini okurken Ayse Arman ile Psikiyatr Dr. Umit Yazman in roportajindan bir kisim beni cok etkiledi sizlerle de paylasmak isterim:
Freud der ki: " Bir insanin gelismesini bir huni gibi dusunun bu huninin tepesinden anneden, babadan, aileden gelen genleri ve cevresel faktorleri ekleyin sosyal ogrenmeler, askadaslar falan hepsi bu huniye dolsun. Bunlar hunide yavaş yavaş karışacak ve huninin dar ağzından aşağı doğru akacak.
Tam arada, akmaya başlarken, huninin o en dar olan kısmında herşey bulamaç haline gelir. Esas çıkacak şey orada şekillenir.
O huninin dar kısmına ne denir biliyor musunuz?
Anne – çocuk ilişkisi!
Annelik işte bu kadar önemli. Anneliğin bir eşi daha yok. Tanımlayabileceğimiz birşey değil. Yerine başka birşey de koyulamıyor. Evet, babalık da önemli. Ama babanın en büyük görevi aslında ne biliyor musunuz? Evdeki anneyi mutlu etmek. Evdeki anne mutlu olursa, o yuva yürür. O anne mutlaka eşini ve çocuğunu mutlu eder.
İŞTE ANNE OLMAK BABA OLMAK...
Freud der ki: " Bir insanin gelismesini bir huni gibi dusunun bu huninin tepesinden anneden, babadan, aileden gelen genleri ve cevresel faktorleri ekleyin sosyal ogrenmeler, askadaslar falan hepsi bu huniye dolsun. Bunlar hunide yavaş yavaş karışacak ve huninin dar ağzından aşağı doğru akacak.
Tam arada, akmaya başlarken, huninin o en dar olan kısmında herşey bulamaç haline gelir. Esas çıkacak şey orada şekillenir.
O huninin dar kısmına ne denir biliyor musunuz?
Anne – çocuk ilişkisi!
Annelik işte bu kadar önemli. Anneliğin bir eşi daha yok. Tanımlayabileceğimiz birşey değil. Yerine başka birşey de koyulamıyor. Evet, babalık da önemli. Ama babanın en büyük görevi aslında ne biliyor musunuz? Evdeki anneyi mutlu etmek. Evdeki anne mutlu olursa, o yuva yürür. O anne mutlaka eşini ve çocuğunu mutlu eder.
İŞTE ANNE OLMAK BABA OLMAK...
25 Kasım 2011 Cuma
UZUN BİR MOLADAN SONRA EV YEMEGİ-SUKRAN GUNU
Bir yandan bitmeyen jetlag, bir yandan epeydir bu islerden uzak kalmam ve bir yandan da gecici bir otel mutfagi konforsuzlugu... Hic icimden gelmedi gunlerce ama bugun ha gayret diyerek
Ogle menusu: sebzeli tavuk butu ve eriste
Aksam:kiymali karnibahar.
Ohh mis koktu ortalik...
E bize afiyet olsun
Bu arada bugun tatil sukran gunu dolayisiyla. Amerikalilar aileleriyle hindi yiyip gunu geciriyorlar. Bu aksam da alisveris cilginligi " Black Friday" basliyor ve bir iki gun gibi bir cok magaza buyuk indirimlerle satis yapiyor. Bugun hava almak uzere disari ciktigimizda bir kac magazanin onunde erken saatlerde cadir kurup bu gece yarisini bekleyenleri gorduk.
Biz bu cilginligi simdilik seyrediyoruz.
Ogle menusu: sebzeli tavuk butu ve eriste
Aksam:kiymali karnibahar.
Ohh mis koktu ortalik...
E bize afiyet olsun
Bu arada bugun tatil sukran gunu dolayisiyla. Amerikalilar aileleriyle hindi yiyip gunu geciriyorlar. Bu aksam da alisveris cilginligi " Black Friday" basliyor ve bir iki gun gibi bir cok magaza buyuk indirimlerle satis yapiyor. Bugun hava almak uzere disari ciktigimizda bir kac magazanin onunde erken saatlerde cadir kurup bu gece yarisini bekleyenleri gorduk.
Biz bu cilginligi simdilik seyrediyoruz.
23 Kasım 2011 Çarşamba
OKULUMUZU SECTİK
Bu sabah dun ziyaret ettigimiz okulun başka bir şubesini gördük ve hem Çağla in hem de benim icimiz ısındı.
Caterpillar sınıfının 13 inci üyesi oldu Çağla.
Prosedürleri yetistirebilirsek, Pazartesi başlayacağız...
Okulumuzun adı Quarry Lane Preschool. Okulun kurucusu henüz tanışmadık ama Türkmüş. Dünya hem çok büyük hem de çok kucuk...
Caterpillar sınıfının 13 inci üyesi oldu Çağla.
Prosedürleri yetistirebilirsek, Pazartesi başlayacağız...
Okulumuzun adı Quarry Lane Preschool. Okulun kurucusu henüz tanışmadık ama Türkmüş. Dünya hem çok büyük hem de çok kucuk...
OKUL ARİYORUZ
Okul arama bulma aşamasını bir kere daha yasamıştık sanki:-)
Biraz daha deneyimliyiz aslında ama ülke ve kültürler arası farklarla buradaki okullardaki beklentilerimiz sanıyorum Türkiye ye göre farklılıklar gösterecek.
Benim dikkatimi çeken en önemli başlıklar, bireysellik ve 3,5 yaşındaki cocuktan özellikle ozbakim konulu beklentilerin çok ileride olması.
Bunun yanında okulların fiziksel koşulları; herseyde olduğu gibi sınıflar ve bahçeler devasal.
Her sınıfın kendi tuvaleti ve mütevazı mutfağının kendi icinde olması.
Tavsiye aldığımız okulun bir de öğle yemekleri ebeveyn tarafından evden hazırlayıp yollanıyor cocuğun yanında.
E bir de ücretler tabii, Türkiye nin en az iki kati kadar.
Bugün de bir okulgorecegiz ve dilerim sınıf ayarlanabilirse Pazartesi başlamayı planlıyoruz.
Çağla okul kavramına alışkın olduğu için umarım o kısımda sıkıntı çekmeyecek, ama birlikte öğrenmemiz gereken de bir o kadar şey olacak.
Bize şans dileyin.
Biraz daha deneyimliyiz aslında ama ülke ve kültürler arası farklarla buradaki okullardaki beklentilerimiz sanıyorum Türkiye ye göre farklılıklar gösterecek.
Benim dikkatimi çeken en önemli başlıklar, bireysellik ve 3,5 yaşındaki cocuktan özellikle ozbakim konulu beklentilerin çok ileride olması.
Bunun yanında okulların fiziksel koşulları; herseyde olduğu gibi sınıflar ve bahçeler devasal.
Her sınıfın kendi tuvaleti ve mütevazı mutfağının kendi icinde olması.
Tavsiye aldığımız okulun bir de öğle yemekleri ebeveyn tarafından evden hazırlayıp yollanıyor cocuğun yanında.
E bir de ücretler tabii, Türkiye nin en az iki kati kadar.
Bugün de bir okulgorecegiz ve dilerim sınıf ayarlanabilirse Pazartesi başlamayı planlıyoruz.
Çağla okul kavramına alışkın olduğu için umarım o kısımda sıkıntı çekmeyecek, ama birlikte öğrenmemiz gereken de bir o kadar şey olacak.
Bize şans dileyin.
22 Kasım 2011 Salı
TEKRAR AMERİKA
Bu sefer son ana kadar kararsiz kaldık ama bir o kadar da hazırlıklı olduk. Tabii bir önceki gelişimizin deneyimleri de var cebimizde.
Konu1:
Jatlagiz olacağımızı biliyorduk, Çağla minimumu yaklaşık bir hafta süreceğini
Konu2:
Az çok bölgeyi tanıyoruz.
Konu3:
Trafik kuralları ve bir navigation cihazı kullanmayı biliyoruz.
Konu4:
Zorunlu alışveriş adreslerini biliyoruz.
Hatirlayamadigim başka mevzularda vardır eminim ama öncelikli hayatımızı kurtaracaklara az çok asinayiz.
Bu sefer en önemli konu çağla nin okul konusu. Öncelikle okul kararı, okulun bizi kabulü ve start.
Yavrukusuma uzun uzun bahsettim olası durumdan dilerim pek çabuk adapte olur. Cocuk doktorumuz 3 çok hafta yaşayabileceğimiz konusunda beni uyardı, ben hazırım da çağla da hersey başlayınca anlayacak durumu...
Yine bekleyip göreceğiz...
Beni sorarsanız bir arkadasım bana "sen maceracisin" dedi evet bu beni çok iyi özetliyor, Degisikliklerden keyif ve enerji alıyorum...
Serkan da da ayrı bir heyecan var yeni proje ve hep birlikteyiz diye...
Hadi bakalım hayırlısı iyi başladık iyi devam etsin.
Konu1:
Jatlagiz olacağımızı biliyorduk, Çağla minimumu yaklaşık bir hafta süreceğini
Konu2:
Az çok bölgeyi tanıyoruz.
Konu3:
Trafik kuralları ve bir navigation cihazı kullanmayı biliyoruz.
Konu4:
Zorunlu alışveriş adreslerini biliyoruz.
Hatirlayamadigim başka mevzularda vardır eminim ama öncelikli hayatımızı kurtaracaklara az çok asinayiz.
Bu sefer en önemli konu çağla nin okul konusu. Öncelikle okul kararı, okulun bizi kabulü ve start.
Yavrukusuma uzun uzun bahsettim olası durumdan dilerim pek çabuk adapte olur. Cocuk doktorumuz 3 çok hafta yaşayabileceğimiz konusunda beni uyardı, ben hazırım da çağla da hersey başlayınca anlayacak durumu...
Yine bekleyip göreceğiz...
Beni sorarsanız bir arkadasım bana "sen maceracisin" dedi evet bu beni çok iyi özetliyor, Degisikliklerden keyif ve enerji alıyorum...
Serkan da da ayrı bir heyecan var yeni proje ve hep birlikteyiz diye...
Hadi bakalım hayırlısı iyi başladık iyi devam etsin.
16 Kasım 2011 Çarşamba
KARARIMIZI VERDİK
Kararımızı verdik, kısmetse gidiyoruz...
Pazar sabahına uçak rez. yaptırdık.
Bugün işler ve götürülecekler listemizi hazırladık.
Veee Çağla'ya durumdan bahsettim. Önce "bu okulumu bırakamayacağım" dedi. Sonra oradaki planladığımız şeylerden bahsedip bir de yeni okul, yeni sınıf ve yeni arkadaşların hayalini kurmaya başlayınca heveslendi.
Bekleyelim görelim...
Pazar sabahına uçak rez. yaptırdık.
Bugün işler ve götürülecekler listemizi hazırladık.
Veee Çağla'ya durumdan bahsettim. Önce "bu okulumu bırakamayacağım" dedi. Sonra oradaki planladığımız şeylerden bahsedip bir de yeni okul, yeni sınıf ve yeni arkadaşların hayalini kurmaya başlayınca heveslendi.
Bekleyelim görelim...
12 Kasım 2011 Cumartesi
ÇOKLU ZEKA
Beenim için yeni olan 'ÇOKLU ZEKA' kavramını sizlerle de paylaşmak isterim. Kuram Gardner'a ait. Çocuklar da bize ait...
Bilginize sunulur...
GARDNER IN HAYATI: 1943 yılında Pensilvanyada doğan ve hâlen Harvard Üniversitesi’nde çalışmalarına devam eden Amerikalı psikologdur. Çoklu Zekâ Kuramı’nı ortaya atan bilim adamıdır. 1981′de MacArthur Ödülü almıştır.
Standart psikometrik araçlarla ölçülebilen tek bir zekâ olduğuna dair geleneksel kuramı şiddetle eleştiren Gardner, ilk kez 1983 yılında, her bireyin birbirinden farklı pekçok zekâsının olduğu ve bunların her birinin kendilerine özgü bir biçimde geliştiği ve çalıştığı tezini ortaya atmıştır. Çoklu Zeka kuramı herhangi bir psikometrik aracın sonuçlarından yararlanmaz. Zekanın biyopsikolojik bir potansiyel olduğunu ve kültürel değerlerden derinlemesine etkilendiğini savunur.
Zihin Çerçeveleri: Çoklu Zekâ Kuramı adlı kitabında topladığı çalışmaları eğitim, sanat, bilişsel psikoloji ve tıp alanlarındaki görüş ve düşünüşleri yakından etkilemiş, bu alanlarda bir devrim yaratmıştır.
Gardner’in ilk araştırmalarında yedi adet zeka tespit edilmiştir. Bunlar sözel-dilsel zeka, mantıksal-matematiksel zeka, bedensel-kinestetik zeka, görsel-uzamsal zeka, müziksel-ritmik zeka, kişiler arası sosyal zeka, içsel zekadır. Daha sonra sekizinci zeka olan doğacı zeka da bunlara eklenmiştir. Dokuzuncu zeka olduğu düşünülen varoluşsal zeka hâlen araştırılmaktadır. Bu zekaya biyolojik bir alan bulunamadığından Gardner bu zekaya “yarım zeka” adını vermiştir ve bu zekayı listeye sonra ekleyebileceklerini belirtmiştir. Her insanda bu zekâların tümü bulunur, ancak insanların yetenek ve yaratıcılıkları büyük farklılıklar gösterir. Bir öğrencinin her zekâsının ayrı ayrı güçlü yanları ve zayıflıkları işlenerek, daha başarılı olması sağlanabilir. Bu zekâ türlerini bir sınıfın içinde entegre etmek, mevcut eğitim sistemini kökten değiştirmeyi gerektirir. Gardner psikometrik teori ve enformasyon işleme süreçleri hakkındaki kalıpları kırarak, pekçok alandaki insan yetileri konusunda yeni bir kavram sunmuştur.
ÇOKLU ZEKA KURAMI NEDİR?
Çoklu Zeka Kuramına göre, insan beyni, sözel-dilsel, mantıksal-matematiksel, müziksel-ritmik, görsel-uzamsak, içsel, kişilerarası, doğa ve bedensel-kinestetik zeka alanlarını içermektedir. Geleneksel eğitim bunlardan il ikisini yani sayısal ve sözel alanı dikkate almaktadır. Diğerleri okullarımızda ihmal edilmektedir. Oysa tek yönlü beslenme metabolizma üzerinde nasıl olumsuz etkiler oluşturuyorsa, tek yönlü zeka beslenmesi de zihin gelişimini potansiyel olarak sınırlamaktadır.
Çoklu Zeka Kuramı zekaya ilişkin geleneksel anlayışların eksiklerini vurgulamakta ve yeni bir pencere sunmaktadır. Zekayla ilgili eski ve yeni anlayışların kısa bir karşılaştırması aşağıdaki tabloda sunulmuştur.
Zekaya İlişkin Eski Bakış Açısı
Zekaya İlişkin Yeni Bakış Açısı
- Zeka sabittir.
- Zeka geliştirilebilir.
- Zeka niceliksel olarak ölçülebilir.
- Zeka herhangi bir performansta veya problem çözme sürecinde sergilendiğinden sayısal olarak hesaplanamaz.
- Zeka tekildir.
- Zeka çeşitli yollarla ortaya konulabilir.
- Zeka gerçek yaşamdan soyutlanarak ölçülür.
- Zeka bağlam/gerçek yaşam durumlarında ölçülür.
- Zeka öğrencileri sıralamak ve olası başarılarını kestirmek için kullanılır.
- Zeka bireylerin gizil güçlerini ve onların başarılı olabilecekleri farklı yolları anlamak için kullanılır.
ÇOKLU ZEKAYA GÖRE ZEKA ALANLARI
Sözel Dil Zekası:Sözel-dil zekası, bir bireyin kendi diline ait kavramları bir masalcı, bir konuşmacı veya bir politikacı gibi sözlü olarak ya da bir şair, bir yazar, bir editör veya bir gazeteci gibi yazılı olarak etkili bir şekilde kullanabilmesi kapasitesidir. Sözel-dil zekası, dili, başkalarını bir işi yapmak için ikna etmek, başkalarına belli bir konuda bilgi sunmak veya başkalarına belli bir işin nasıl yapılacağını açıklamak gibi dil ile ilgili bütün faaliyetleri içerir. Sözel-dil zekası kuvvetli olan bireyler, işiterek, kelimeleri görerek, konuşarak, okuyarak, tartışarak ve başkaları ile karşılıklı iletişime girerek en iyi öğrenirler.Sözel-dil zekası kuvvetli olan bir öğrenci; Normal öğrencilerden daha iyi yazar. Uzun hikayeler ve fıkralar anlatır. İsimler, yerler ve tarihler hakkında iyi bir hafızaya sahiptir.Yaşına göre iyi bir kelime haznesine sahiptir.Başkalarıyla yüksek düzeyde sözel iletişime girer.Tekerlemeleri ve kelime oyunlarını çok sever.Kitap okumayı çok sever.Öğrendiği yeni kelimeleri anlamlarına uygun olarak konuşma veya yazı dilinde kullanır.Dinleyerek öğrenmeyi sever.
Mantıksal- Matematiksel Zeka: Mantıksal-matematiksel zeka, bir bireyin bir matematikçi, bir vergi memuru veya bir istatistikçi gibi sayıları etkili bir şekilde kullanabilmesi ya da bir bilim adamı, bir bilgisayar programcısı veya bir mantık uzmanı gibi sebep-sonuç ilişkisi kurarak olayların oluşumu ve işleyişi hakkında etkili bir şekilde mantık yürütebilmesi kapasitesidir. Mantıksal-matematiksel zekaya sahip olan bireyler, nesneleri belli kategorilere ayırarak, olaylar arasında ilişkiler kurarak, nesnelerin belli özelliklerini sayısallaştırarak ve olaylar arasındaki soyut ilişkiler üzerinde kafa yorarak en iyi öğrenirler.Mantıksal-matematiksel zekası kuvvetli olan bir öğrenci; Olayların işleyişi hakkında çok soru sorar. Matematik dersini çok sever. Mantıksal bulmacaları çözmeyi ve satranç gibi stratejik oyunları oynamayı çok sever.Matematiksel hesaplama oyunlarını oynamayı çok sever. Bilgisayar oyunlarını ilginç bulur. Yaşıtlarına kıyasla soyut düşünebilme veya sebep-sonuç ilişkisi kurabilme kabiliyetleri çok iyi gelişmiştir. Makinelerin nasıl çalıştığına dair çok soru sorar.
Görsel- Uzaysal Zeka: Görsel-uzaysal zeka, bir insanın bir avcı, bir izci ya da bir rehber gibi görsel ve uzaysal dünyayı doğru bir şekilde algılaması veya bir dekoratör, bir mimar ya da bir ressam gibi dış dünyadan edindiği izlenimler üzerine değişik şekiller uygulaması kapasitesidir. Görsel-uzaysal zekaya sahip insanlar, yer, zaman, renk, çizgi, şekil, biçim, desen gibi olgulara ve bu olgular arasındaki ilişkilere karşı aşırı hassas ve duyarlıdırlar. Görsel zekası güçlü olan bireyler, varlıkları, olayları veya olguları görselleştirerek ya da resimlerle, çizgilerle ve renklerle çalışarak en iyi öğrenirler.Görsel-uzaysal zekası kuvvetli olan bir öğrenci;Renklere karşı çok hassas ve duyarlıdır. Haritaları, çizelgeleri, diyagramları veya tabloları yazılı materyallerden daha kolay okur. Sanat içerikli etkinlikleri sever.Yaşına göre yüksek düzeyde beceri gerektiren figürleri ve resimleri çizer. Filmleri, slaytları ve benzeri diğer görsel sunuları izlemeyi sever.Okurken, kelimelere oranla resimlerden veya tablolardan daha çok öğrenir.
Müziksel- Ritmik Zeka: Müziksel-ritmik zeka, bir kişinin bir besteci, bir müzisyen ya da bir şarkıcı gibi müzik formlarını algılaması, ayırt etmesi ve ifade etmesi kabiliyetleridir. Müziksel-ritmik zekası güçlü olan insanlar, sadece müziksel eserleri kolayca hatırlamazlar, fakat aynı zamanda olayların oluşumunu ve işleyişini müziksel bir dille düşünmeye, anlamaya, yorumlamaya ve ifade etmeye çabalarlar. Müziksel-ritmik zekaya sahip olan bireyler, en iyi ve etkili olarak ritim, melodi ve müzikle öğrenirler.Müziksel-ritmik zekası kuvvetli olan bir öğrenci;Şarkıların melodilerini çok iyi hatırlar. Bir müzik aletini çalar ya da çalmayı ister. Müzik dersini çok sever. Konuşurken veya hareket ederken elleri ve ayakları ile ritim tutar.Ders çalışırken farkında olmadan masaya vurarak ritim tutar. Çevresindeki seslere karşı aşırı duyarlı ve hassastır. Ders çalışırken veya bir şey öğrenirken müzik dinlemekten çok hoşlanır.
Bedensel- Kinestik Zeka: Bedensel-kinestik zeka ile bir kişinin bir aktör, bir atlet ya da bir dansçı gibi düşünce ve duygularını anlatmak için vücudunu kullanmadaki ustalığı veya bir heykeltıraş, bir cerrah ya da bir tamirci gibi ellerini kullanma ve elleriyle yeni şeyler üretme kabiliyetleri kastedilir. Bu tür zeka alanı, koordinasyon, denge, güç, esneklik ve hız gibi bazı özel fiziksel yetenekleri ve bu yeteneklerin hepsinin bir arada işlemesini sağlayan dokunsak nitelikteki bazı özel becerileri de içermektedir. Bu zeka türüne sahip insanlar, en iyi yaparak-yaşayarak, dokunarak, hareket ederek ve ilk elden tecrübe ederek öğrenirler.Bedensel-kinestik zekası kuvvetli olan bir öğrenci;Birden fazla sportif faaliyetlerde başarılıdır.Bir yerde uzun süre kaldığında hareket etmeye, kımıldamaya veya ritim tutmaya başlar. Başkalarının jestlerini, mimiklerini ve yüz ifadelerini kolaylıkla taklit eder. El becerileri gerektiren etkinliklerde çok başarılıdır Bir şeyi parçalarına ayırmayı ve tekrar birleştirmeyi çok sever. Bir şeyi en iyi yaparak ve yaşayarak öğrenir.
Sosyal Zeka: Sosyal zeka, bir insanın bir öğretmen, bir terapist ya da bir pazarlamacı gibi çevresindeki insanların duygularını, ilgilerini, isteklerini ve ihtiyaçlarını anlama, ayırt etme ve karşılama kapasitesidir. Sosyal zekası güçlü olan kimselerin bir grup içerisinde grup üyeleri ile işbirliği yapma, onlarla uyum içinde çalışma ve bu kişilerle sözlü ve sözsüz iletişim kurma gibi yetenekleri söz konusudur. Bu zeka türüne sahip insanlar, genellikle başka insanların ilgilerini ve ihtiyaçlarını çok iyi algılarlar ve denilebilir ki onların duygularını, düşüncelerini ve karakterlerini adeta yüzlerinden okurlar.Sosyal zekası kuvvetli olan bir öğrenci;Arkadaşlarıyla sosyalleşmeyi sever. Grup içerisinde doğal bir lider görünümündedir.Dışarıda iken kendi başının çaresine bakabilir.Başkaları ile birlikte çalışmayı sever. Başkaları daima onunla birlikte olmak ister. Başkalarını önemser. Empati yeteneği çok iyi gelişmiştir. Bir şeyi başkalarıyla işbirliği yaparak, onlarla paylaşarak ve onlara öğreterek öğrenmeyi sever.
İçsel Zeka: İçsel zeka, bir kişinin kendisini tanıması ve kendisi hakkında sahip olduğu bu bilgi ve anlayış ile çevresinde uyumlu davranışlar sergilemesi yeteneğidir. Bu zeka türü ile bir kişinin kendisini objektif olarak başkalarının gözüyle görebilmesi kabiliyetidir. İçsel zeka, bir kişinin kendisinin zayıf ve güçlü olduğu yönlerini anlaması, kim olduğunu, ne yapmak istediğini ve neyi yapmak istemediğini veya çeşitli durumlarda nasıl davranması, nelere yönelmesi ve nelerden uzak durması gerektiğini bilmesi ve bütün bunlara bağlı olarak da hayatında doğru kararlar almasıdır.İçsel zekası kuvvetli olan bir öğrenci;Bağımsız olma eğilimindedir. Kendisinin zayıf ve güçlü yanlarını bilir.Hakkında çok fazla bahsetmediği en az bir ilgisi, hobisi veya uğraşısı vardır.Hayattaki amacının ne olduğuna ilişkin iyi bir anlayışa sahiptir. Duygularını, hislerini ve düşüncelerini açıklıkla dile getirir. Hayattaki başarılarından ve başarısızlıklarından ders almasını bilir. Kendine güveni yüksektir.
Doğacı Zeka: Doğacı zeka ile bir kişinin bir biyolog yaklaşımıyla hayvanlar ve bitkiler gibi yaşayan canlıları tanıma, onları belli karakteristik özelliklerine bağlı olarak sınıflandırma ve onları diğerlerinden ayırt etme kabiliyeti veya bir jeolog yaklaşımıyla dünya doğasının bulutlar, kayalar veya depremler gibi çeşitli karakteristiklerine karşı aşırı ilgili ve duyarlı olması kastedilmektedir. Doğacı zekası kuvvetli olan bireyler, doğa olaylarına karşı çok hassastırlar ve toprakla uğraşmayı, hayvan beslemeyi veya bitki yetiştirmeyi çok severler. Doğacı zekası kuvvetli olan bir öğrenci;Çevre bilinci çok iyi gelişmiştir. Doğaya, hayvanat bahçelerine veya tarihsel müzelere olan gezileri çok sever. Doğa olaylarına karşı çok hassas ve duyarlıdır.Ekoloji, doğa, bitkiler, hayvanlar vb. gibi konuları işlerken çok meraklanır. Kuş beslemek, kelebek ve böcek koleksiyonu oluşturmak gibi doğa ile ilgili projelere katılmayı çok sever. Toprakla oynamayı ve bitki yetiştirmeyi çok sever.

Bilginize sunulur...
GARDNER IN HAYATI: 1943 yılında Pensilvanyada doğan ve hâlen Harvard Üniversitesi’nde çalışmalarına devam eden Amerikalı psikologdur. Çoklu Zekâ Kuramı’nı ortaya atan bilim adamıdır. 1981′de MacArthur Ödülü almıştır.
Standart psikometrik araçlarla ölçülebilen tek bir zekâ olduğuna dair geleneksel kuramı şiddetle eleştiren Gardner, ilk kez 1983 yılında, her bireyin birbirinden farklı pekçok zekâsının olduğu ve bunların her birinin kendilerine özgü bir biçimde geliştiği ve çalıştığı tezini ortaya atmıştır. Çoklu Zeka kuramı herhangi bir psikometrik aracın sonuçlarından yararlanmaz. Zekanın biyopsikolojik bir potansiyel olduğunu ve kültürel değerlerden derinlemesine etkilendiğini savunur.
Zihin Çerçeveleri: Çoklu Zekâ Kuramı adlı kitabında topladığı çalışmaları eğitim, sanat, bilişsel psikoloji ve tıp alanlarındaki görüş ve düşünüşleri yakından etkilemiş, bu alanlarda bir devrim yaratmıştır.
Gardner’in ilk araştırmalarında yedi adet zeka tespit edilmiştir. Bunlar sözel-dilsel zeka, mantıksal-matematiksel zeka, bedensel-kinestetik zeka, görsel-uzamsal zeka, müziksel-ritmik zeka, kişiler arası sosyal zeka, içsel zekadır. Daha sonra sekizinci zeka olan doğacı zeka da bunlara eklenmiştir. Dokuzuncu zeka olduğu düşünülen varoluşsal zeka hâlen araştırılmaktadır. Bu zekaya biyolojik bir alan bulunamadığından Gardner bu zekaya “yarım zeka” adını vermiştir ve bu zekayı listeye sonra ekleyebileceklerini belirtmiştir. Her insanda bu zekâların tümü bulunur, ancak insanların yetenek ve yaratıcılıkları büyük farklılıklar gösterir. Bir öğrencinin her zekâsının ayrı ayrı güçlü yanları ve zayıflıkları işlenerek, daha başarılı olması sağlanabilir. Bu zekâ türlerini bir sınıfın içinde entegre etmek, mevcut eğitim sistemini kökten değiştirmeyi gerektirir. Gardner psikometrik teori ve enformasyon işleme süreçleri hakkındaki kalıpları kırarak, pekçok alandaki insan yetileri konusunda yeni bir kavram sunmuştur.
ÇOKLU ZEKA KURAMI NEDİR?
Çoklu Zeka Kuramına göre, insan beyni, sözel-dilsel, mantıksal-matematiksel, müziksel-ritmik, görsel-uzamsak, içsel, kişilerarası, doğa ve bedensel-kinestetik zeka alanlarını içermektedir. Geleneksel eğitim bunlardan il ikisini yani sayısal ve sözel alanı dikkate almaktadır. Diğerleri okullarımızda ihmal edilmektedir. Oysa tek yönlü beslenme metabolizma üzerinde nasıl olumsuz etkiler oluşturuyorsa, tek yönlü zeka beslenmesi de zihin gelişimini potansiyel olarak sınırlamaktadır.
Çoklu Zeka Kuramı zekaya ilişkin geleneksel anlayışların eksiklerini vurgulamakta ve yeni bir pencere sunmaktadır. Zekayla ilgili eski ve yeni anlayışların kısa bir karşılaştırması aşağıdaki tabloda sunulmuştur.
Zekaya İlişkin Eski Bakış Açısı
Zekaya İlişkin Yeni Bakış Açısı
- Zeka sabittir.
- Zeka geliştirilebilir.
- Zeka niceliksel olarak ölçülebilir.
- Zeka herhangi bir performansta veya problem çözme sürecinde sergilendiğinden sayısal olarak hesaplanamaz.
- Zeka tekildir.
- Zeka çeşitli yollarla ortaya konulabilir.
- Zeka gerçek yaşamdan soyutlanarak ölçülür.
- Zeka bağlam/gerçek yaşam durumlarında ölçülür.
- Zeka öğrencileri sıralamak ve olası başarılarını kestirmek için kullanılır.
- Zeka bireylerin gizil güçlerini ve onların başarılı olabilecekleri farklı yolları anlamak için kullanılır.
ÇOKLU ZEKAYA GÖRE ZEKA ALANLARI
Sözel Dil Zekası:Sözel-dil zekası, bir bireyin kendi diline ait kavramları bir masalcı, bir konuşmacı veya bir politikacı gibi sözlü olarak ya da bir şair, bir yazar, bir editör veya bir gazeteci gibi yazılı olarak etkili bir şekilde kullanabilmesi kapasitesidir. Sözel-dil zekası, dili, başkalarını bir işi yapmak için ikna etmek, başkalarına belli bir konuda bilgi sunmak veya başkalarına belli bir işin nasıl yapılacağını açıklamak gibi dil ile ilgili bütün faaliyetleri içerir. Sözel-dil zekası kuvvetli olan bireyler, işiterek, kelimeleri görerek, konuşarak, okuyarak, tartışarak ve başkaları ile karşılıklı iletişime girerek en iyi öğrenirler.Sözel-dil zekası kuvvetli olan bir öğrenci; Normal öğrencilerden daha iyi yazar. Uzun hikayeler ve fıkralar anlatır. İsimler, yerler ve tarihler hakkında iyi bir hafızaya sahiptir.Yaşına göre iyi bir kelime haznesine sahiptir.Başkalarıyla yüksek düzeyde sözel iletişime girer.Tekerlemeleri ve kelime oyunlarını çok sever.Kitap okumayı çok sever.Öğrendiği yeni kelimeleri anlamlarına uygun olarak konuşma veya yazı dilinde kullanır.Dinleyerek öğrenmeyi sever.
Mantıksal- Matematiksel Zeka: Mantıksal-matematiksel zeka, bir bireyin bir matematikçi, bir vergi memuru veya bir istatistikçi gibi sayıları etkili bir şekilde kullanabilmesi ya da bir bilim adamı, bir bilgisayar programcısı veya bir mantık uzmanı gibi sebep-sonuç ilişkisi kurarak olayların oluşumu ve işleyişi hakkında etkili bir şekilde mantık yürütebilmesi kapasitesidir. Mantıksal-matematiksel zekaya sahip olan bireyler, nesneleri belli kategorilere ayırarak, olaylar arasında ilişkiler kurarak, nesnelerin belli özelliklerini sayısallaştırarak ve olaylar arasındaki soyut ilişkiler üzerinde kafa yorarak en iyi öğrenirler.Mantıksal-matematiksel zekası kuvvetli olan bir öğrenci; Olayların işleyişi hakkında çok soru sorar. Matematik dersini çok sever. Mantıksal bulmacaları çözmeyi ve satranç gibi stratejik oyunları oynamayı çok sever.Matematiksel hesaplama oyunlarını oynamayı çok sever. Bilgisayar oyunlarını ilginç bulur. Yaşıtlarına kıyasla soyut düşünebilme veya sebep-sonuç ilişkisi kurabilme kabiliyetleri çok iyi gelişmiştir. Makinelerin nasıl çalıştığına dair çok soru sorar.
Görsel- Uzaysal Zeka: Görsel-uzaysal zeka, bir insanın bir avcı, bir izci ya da bir rehber gibi görsel ve uzaysal dünyayı doğru bir şekilde algılaması veya bir dekoratör, bir mimar ya da bir ressam gibi dış dünyadan edindiği izlenimler üzerine değişik şekiller uygulaması kapasitesidir. Görsel-uzaysal zekaya sahip insanlar, yer, zaman, renk, çizgi, şekil, biçim, desen gibi olgulara ve bu olgular arasındaki ilişkilere karşı aşırı hassas ve duyarlıdırlar. Görsel zekası güçlü olan bireyler, varlıkları, olayları veya olguları görselleştirerek ya da resimlerle, çizgilerle ve renklerle çalışarak en iyi öğrenirler.Görsel-uzaysal zekası kuvvetli olan bir öğrenci;Renklere karşı çok hassas ve duyarlıdır. Haritaları, çizelgeleri, diyagramları veya tabloları yazılı materyallerden daha kolay okur. Sanat içerikli etkinlikleri sever.Yaşına göre yüksek düzeyde beceri gerektiren figürleri ve resimleri çizer. Filmleri, slaytları ve benzeri diğer görsel sunuları izlemeyi sever.Okurken, kelimelere oranla resimlerden veya tablolardan daha çok öğrenir.
Müziksel- Ritmik Zeka: Müziksel-ritmik zeka, bir kişinin bir besteci, bir müzisyen ya da bir şarkıcı gibi müzik formlarını algılaması, ayırt etmesi ve ifade etmesi kabiliyetleridir. Müziksel-ritmik zekası güçlü olan insanlar, sadece müziksel eserleri kolayca hatırlamazlar, fakat aynı zamanda olayların oluşumunu ve işleyişini müziksel bir dille düşünmeye, anlamaya, yorumlamaya ve ifade etmeye çabalarlar. Müziksel-ritmik zekaya sahip olan bireyler, en iyi ve etkili olarak ritim, melodi ve müzikle öğrenirler.Müziksel-ritmik zekası kuvvetli olan bir öğrenci;Şarkıların melodilerini çok iyi hatırlar. Bir müzik aletini çalar ya da çalmayı ister. Müzik dersini çok sever. Konuşurken veya hareket ederken elleri ve ayakları ile ritim tutar.Ders çalışırken farkında olmadan masaya vurarak ritim tutar. Çevresindeki seslere karşı aşırı duyarlı ve hassastır. Ders çalışırken veya bir şey öğrenirken müzik dinlemekten çok hoşlanır.
Bedensel- Kinestik Zeka: Bedensel-kinestik zeka ile bir kişinin bir aktör, bir atlet ya da bir dansçı gibi düşünce ve duygularını anlatmak için vücudunu kullanmadaki ustalığı veya bir heykeltıraş, bir cerrah ya da bir tamirci gibi ellerini kullanma ve elleriyle yeni şeyler üretme kabiliyetleri kastedilir. Bu tür zeka alanı, koordinasyon, denge, güç, esneklik ve hız gibi bazı özel fiziksel yetenekleri ve bu yeteneklerin hepsinin bir arada işlemesini sağlayan dokunsak nitelikteki bazı özel becerileri de içermektedir. Bu zeka türüne sahip insanlar, en iyi yaparak-yaşayarak, dokunarak, hareket ederek ve ilk elden tecrübe ederek öğrenirler.Bedensel-kinestik zekası kuvvetli olan bir öğrenci;Birden fazla sportif faaliyetlerde başarılıdır.Bir yerde uzun süre kaldığında hareket etmeye, kımıldamaya veya ritim tutmaya başlar. Başkalarının jestlerini, mimiklerini ve yüz ifadelerini kolaylıkla taklit eder. El becerileri gerektiren etkinliklerde çok başarılıdır Bir şeyi parçalarına ayırmayı ve tekrar birleştirmeyi çok sever. Bir şeyi en iyi yaparak ve yaşayarak öğrenir.
Sosyal Zeka: Sosyal zeka, bir insanın bir öğretmen, bir terapist ya da bir pazarlamacı gibi çevresindeki insanların duygularını, ilgilerini, isteklerini ve ihtiyaçlarını anlama, ayırt etme ve karşılama kapasitesidir. Sosyal zekası güçlü olan kimselerin bir grup içerisinde grup üyeleri ile işbirliği yapma, onlarla uyum içinde çalışma ve bu kişilerle sözlü ve sözsüz iletişim kurma gibi yetenekleri söz konusudur. Bu zeka türüne sahip insanlar, genellikle başka insanların ilgilerini ve ihtiyaçlarını çok iyi algılarlar ve denilebilir ki onların duygularını, düşüncelerini ve karakterlerini adeta yüzlerinden okurlar.Sosyal zekası kuvvetli olan bir öğrenci;Arkadaşlarıyla sosyalleşmeyi sever. Grup içerisinde doğal bir lider görünümündedir.Dışarıda iken kendi başının çaresine bakabilir.Başkaları ile birlikte çalışmayı sever. Başkaları daima onunla birlikte olmak ister. Başkalarını önemser. Empati yeteneği çok iyi gelişmiştir. Bir şeyi başkalarıyla işbirliği yaparak, onlarla paylaşarak ve onlara öğreterek öğrenmeyi sever.
İçsel Zeka: İçsel zeka, bir kişinin kendisini tanıması ve kendisi hakkında sahip olduğu bu bilgi ve anlayış ile çevresinde uyumlu davranışlar sergilemesi yeteneğidir. Bu zeka türü ile bir kişinin kendisini objektif olarak başkalarının gözüyle görebilmesi kabiliyetidir. İçsel zeka, bir kişinin kendisinin zayıf ve güçlü olduğu yönlerini anlaması, kim olduğunu, ne yapmak istediğini ve neyi yapmak istemediğini veya çeşitli durumlarda nasıl davranması, nelere yönelmesi ve nelerden uzak durması gerektiğini bilmesi ve bütün bunlara bağlı olarak da hayatında doğru kararlar almasıdır.İçsel zekası kuvvetli olan bir öğrenci;Bağımsız olma eğilimindedir. Kendisinin zayıf ve güçlü yanlarını bilir.Hakkında çok fazla bahsetmediği en az bir ilgisi, hobisi veya uğraşısı vardır.Hayattaki amacının ne olduğuna ilişkin iyi bir anlayışa sahiptir. Duygularını, hislerini ve düşüncelerini açıklıkla dile getirir. Hayattaki başarılarından ve başarısızlıklarından ders almasını bilir. Kendine güveni yüksektir.
Doğacı Zeka: Doğacı zeka ile bir kişinin bir biyolog yaklaşımıyla hayvanlar ve bitkiler gibi yaşayan canlıları tanıma, onları belli karakteristik özelliklerine bağlı olarak sınıflandırma ve onları diğerlerinden ayırt etme kabiliyeti veya bir jeolog yaklaşımıyla dünya doğasının bulutlar, kayalar veya depremler gibi çeşitli karakteristiklerine karşı aşırı ilgili ve duyarlı olması kastedilmektedir. Doğacı zekası kuvvetli olan bireyler, doğa olaylarına karşı çok hassastırlar ve toprakla uğraşmayı, hayvan beslemeyi veya bitki yetiştirmeyi çok severler. Doğacı zekası kuvvetli olan bir öğrenci;Çevre bilinci çok iyi gelişmiştir. Doğaya, hayvanat bahçelerine veya tarihsel müzelere olan gezileri çok sever. Doğa olaylarına karşı çok hassas ve duyarlıdır.Ekoloji, doğa, bitkiler, hayvanlar vb. gibi konuları işlerken çok meraklanır. Kuş beslemek, kelebek ve böcek koleksiyonu oluşturmak gibi doğa ile ilgili projelere katılmayı çok sever. Toprakla oynamayı ve bitki yetiştirmeyi çok sever.

ORTAKULAK İLTAHABI
Yine bir enfeksiyon geçirdik, sık rastladığımız(sanırım 4 kere) ortakulakta sıvı birikmesi ve kızarıklık hikayemize bir de ortakulak iltahabı eklendi. Hoca Bactrim verdi tedavi için. Anne biraz araştırdı kafası karıştı ama gene de şuruba başladık. Sonuç 8. günde yüzde kızarıklık ve göz altlarında kızararak şişme ile ilacı sonlandırdık. Salı günü kontrolümüz var.
GENE BİZE YOLLAR
Babamızın yeni bir proje için Amerika seyahati görünüyor ufukta. Düşündük taşındık, kafamız karıştı, hoş hala da karışık ama sanırım biz de gidiyoruz.
Hadi bakalım hayırlısı...
Bu sefer planlarımız biraz farklı, Çağla için bir de okul niyetimiz var ya işte hem gitmemize sebep hem de benim kafamın karışmasına...
Hadi bakalım hayırlısı:-)
Son karar için hala bir kaç günümüz var...
Hadi bakalım hayırlısı...
Bu sefer planlarımız biraz farklı, Çağla için bir de okul niyetimiz var ya işte hem gitmemize sebep hem de benim kafamın karışmasına...
Hadi bakalım hayırlısı:-)
Son karar için hala bir kaç günümüz var...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)